Dünya Kutlu Altay Siyaset

Kutlu Altay Kocaova Yazdı: Coğrafya Eşliğinde Doğu Türkistan’dan Filistin’e

PaylaşTweetlePaylaşPin0 PaylaşımlarCOĞRAFYA EŞLİĞİNDE DOĞU TÜRKİSTAN’DAN FİLİSTİN’E   Doğu Türkistan, Kırım, Filistin, Yemen, Arakan ve dünyânın daha sayısız bölgesinde zulüm, işkence, soykırım devâm ediyor. Kim güçlüyse, onun dediği oluyor. Kimin sesi..

Kutlu Altay Kocaova Yazdı: Coğrafya Eşliğinde Doğu Türkistan’dan Filistin’e

COĞRAFYA EŞLİĞİNDE DOĞU TÜRKİSTAN’DAN FİLİSTİN’E

 

Doğu Türkistan, Kırım, Filistin, Yemen, Arakan ve dünyânın daha sayısız bölgesinde zulüm, işkence, soykırım devâm ediyor. Kim güçlüyse, onun dediği oluyor. Kimin sesi daha çok çıkıyorsa, o haklı oluyor. Aslında doğa yasası gibi bir şey…

 

Dünyânın her yerinde mazlûmların çektiği acılar üzücüdür. İnsanız, sonuçta. Hepsine üzülürüz. Ama bizden dediğimiz insanların çektiği acılar çok daha yaralayıcıdır, çok daha üzücüdür. Hangi insan, tanımadığı bir insanın çektiği acıyla komşusunun ya da âilesinden birinin çektiği acının aynı olabileceğini söyleyebilir ki?

 

Doğu Türkistan, Türk vatanının parçasıdır. Doğu Türkistan Türklüğü ise Türk milletinin parçasıdır. Dolayısıyla Çin’in orada yaptığı Nazi ve Stalin tarzı soykırımın yaşadığımız çağda bir örneği daha yoktur. Dolayısıyla Doğu Türkistan’da katledilen Türk, bizim âilemizdendir. Yâni bir insanın âilesinden birinin, kardeşinin, evlâdının öldürülmesi gibidir, orada yaşananlar. Dolayısıyla ben, Doğu Türkistan ve Kırım’da yaşananları hiçbir acıyla kıyaslayamam bile. Çünkü oralarda ölen benim insanım, orada çiğnenen vatan, benim vatanım.

 

Elbette, herkes, Doğu Türkistan ya da Kırım için aynı hisleri, aynı düşünceleri paylaşmayabilir. Farklı düşünebilir, farklı hissedebilir, önemsemeyebilir. Türk olmayanların böyle düşünmesi normaldir. Ama bu durumda bile insânî bir bakışla bakıp, rahatsızlık hissetmesi gerekir. O da yoksa, bütün duyguları alınmış olan, hiçbir insânî yönü olmayan insanları görmüş oluruz ki, bu çok ama çok tehlikelidir.

 

Doğu Türkistan için çekilen acıyı, üzüntüyü ortaya koyduktan sonra ise diğer acılardan söz etmek gerekir. İşte, o zaman mazlûmların yanında olmak anlam kazanır. Meselâ babasının arkasına saklanmasına rağmen İsrâilli keskin nişancı tarafından öldürülen 10 yaşındaki Filistinli Muhammed’e, evinde oyun oynarken öldürülen sayısız Gazzeli çocuğa üzülmeyen bir insanın insanlığından söz edilemez. Ama bir insan, Filistin’den söz ederken, ısrarla Doğu Türkistan’ı ve diğer yerleri görmüyorsa, o zaman burada büyük bir sorun vardır.

 

* * *

 

Dünyada tarih öncesindeki devirlerden beri hâkimiyet savaşı sürmektedir. İnsanlık var olduğu müddetçe de süreceği bellidir. Hattâ insanların dışındaki hayvanlarda da bu durum görülür. Kurtların, aslanların ve diğer yırtıcı hayvanların, hem kendi türleri içinde, hem de diğer yırtıcı türlerle olan hâkimiyet savaşı bilinir. Hattâ iki şempanze klanının Doğu Afrika’da 1974-78  yılları arasında, gerilla savaşı yürüttüğü primatologlar tarafından açıklanmıştı[1].

 

Yâni hâkimiyet için savaşmak, hep vardı, hep var olacak. Güçlenmeye çalışan, zafer yolunda ilerleyecek, güçlenen kazanacak. Yerinde sayan, çalışmayan ise kaybedecek. Maâlesef, matematik kadar kesin olan bir gerçek.

 

Ancak gönlümüzden geçen her dâim zulmün sona ermesidir, elbette. Bununla birlikte Doğu Türkistan’ın bir gün kurtarılacağına dâir inancım, sarsılmadan sürmektedir. Vatanımın ve milletimin parçası olmasıyla birlikte geçmişte SSCB, nasıl dağıldıysa, Çin de dağılacak. Yaklaşık 10 milyon km2 toprak parçasının üzerinde yaşayan ve çok sayıda milletten oluşan 1,5 milyar insanın baskı ve zulümle her dâim kontrol altında tutulması mümkün değildir. Kaldı ki, Çin’in uluslararası konumu ve Türkistan bölgesi için Rusya ile Güney Çin Denizi ve Pasifik Okyanusundaki çıkarları için de ABD ile yaşadığı çıkar çatışmaları ortadadır.

 

Bununla birlikte Filistin’in çok daha farklı bir konumu vardır. Bu konum, hem bir avantaj, hem de bir dezavantajdır. Filistin coğrafyası, târih boyunca dünyânın merkezini oluşturmuştur. Bereketli Hilâl’in en önemli kısmı olan bu bölge, birçok keşfin, buluşun kaynağı olduğu gibi inançların da merkezi oldu. Bu yüzden bu bölgede olan her olay, dünyâda ilgi uyandırmakta, dikkât çekmektedir. Bu Filistinliler için avantajdır. Çünkü yaşadıkları acının görülmesini, duyulmasını sağlar. Yâni Çin’in yaptığı gibi yaşananların üzerinin bu bölgede örtülmesi imkânsızdır.

 

Ama aynı durum, Filistin için aynı zamanda dezavantajdır. Çünkü zulmü dünyânın gözüne sokarcasına hareket etmek, “Ben istediğimi yaparım, hiçbiriniz bir şey yapamazsınız” anlamına gelir ki, bu da çok rahatsız edicidir. Bununla birlikte Filistin’in coğrâfî açıdan iki büyük dezavantajı vardır.

 

  1. İsrâil ile Süveyş kanalı arasındaki mesâfe, yaklaşık 194 kilometredir. Bunun anlamı İsrâil ile yaşanacak herhangi bir uzun süreli savaşın Süveyş Kanalını kapatabileceği gerçeğidir. Geçtiğimiz haftalarda bir gemi kazâsı ile kanalın kapanmasının verdiği ekonomik kayıp ile kıyaslanamayacağı ortadadır. Dolayısıyla bu durum, Mısır başta olmak üzere ekonomisi petrol ihrâcâtına dayalı ülkeler için aslâ ve kat’a kabûl edilemeyecek bir durumdur.

 

Kaldı ki, 1967 yılında yaşanan “Altı Gün Savaşı” ile İsrâil, Sînâ yarımadasının tamâmını işgâl etmiş ve Süveyş kanalının doğusunu kontrol altına almıştır. On beş yıl süren işgâl, İsrâil-Mısır Barış Antlaşması ile 1982 yılında sona ermiştir. Peki, bu durumda Mısır’ın yeniden riske girmesini beklemek mümkün müdür ya da ekonomisi petrole dayanan Arap ülkelerinin?

[1]     4 Yıl Savaşları: Gombe Şempanze Savaşı (1974-1978), https://evrimagaci.org/4-yil-savaslari-gombe-sempanze-savasi-19741978-4576 (Erişim târihi: 12.05.2021)

 

filistin gazze

2. Günümüzdeki Filistin’in iki parçasından birini oluşturan ve Akdeniz kıyısındaki dar bir şerit üzerinde yer alan Gazze bölgesi, çok küçük bir alanda, çok fazla insanın yaşadığı bir bölgedir. Gazze Şeridi olarak da bilinen bu bölge, 41,63 kilometre uzunluğundadır. En geniş bölgesi ise Han

Yunus civarında 13 kilometreye ulaşmaktadır. Yaklaşık 360 km2’lik bir alanda, 1,5 milyona yakın insan yaşamaktadır ki, Filistin için aslında en önemli ve büyük sorun budur. Üstelik bu bölgenin yüksekliği de oldukça düşüktür. En yüksek noktası Refah yakınlarındadır. O da ancak 81 metrelik bir yüksekliktir.

filistin gazze

Dolayısıyla İsrâil için Gazze ve Filistin’in bu sorunlarını kullanmak oldukça kolaydır. Filistinli savaşçı örgütlerin İsrâil’e verdikleri karşılıkların hep Gazze üzerinden olması, İsrâil’in hep Gazze’yi vurmasında da aslında bu durum etkili olmaktadır. Böylece Gazze, hep ekonomik olarak İsrâil’e bağlı kalmakta, hem de canı istedikçe vurabileceği bir alan oluşmaktadır. Maâlesef, açıkça belirtmek gerekir ki, hem ekonomi, hem coğrafya, hem de nüfûs açısından Filistin’in geleceği parlak görülmemektedir. Görünen o ki, İsrâil, tehlike olarak gördüğü bütün unsurların Gazze’de toplanmasına bilinçli olarak izin veriyor. Böylece Gazze halkı, daha yoksul oluyor, yoksul oldukça, kendisine daha bağımlı hâle geliyor.

 

Doğu Türkistan ve dünyânın diğer bölgelerinde yaşanan zulme dâir sessizliğe dönecek olursak, Filistin için hem avantaj, hem dezavantaj dediğim durum, bu bölgeler için söz konusu değildir. Maâlesef, Asya’nın ortasındaki Uygur Türkünün, Asya’nın güneybatısındaki Arakanlı’nın ya da başka coğrafyalardaki başka insanların yaşadıklarının dünyânın göze sokulmasını engelleyen, en başta coğrafya oluyor.

 

Hani İbn Haldûn’a atfedilen bir söz vardır. Coğrafya kaderdir. Maâlesef, gerçeğin yalın ifâdelerinden biridir. Maâlesef, coğrafya, bâzı insanları doğuştan şanslı, bâzılarını da doğuştan şanssız yapıyor. Öyle ki, coğrafya, acının boyutunu da, şeklini de etkiliyor. Umudu ve umutsuzluğu da belirliyor…

 

Maâlesef, diyecek pek söz yok. Acılar hiçbir zamân bitmeyecek. Ama mutlâka Doğu Türkistan özgür olacak. Umarım ki, diğer bölgelerde yaşayan insanlar ve toplumlar da en kısa sürede kurtulur.

 

12 Mayıs 2021

 

KUTLU ALTAY KOCAOVA

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Stork Tours Ankara
Haberin kalemi youtube

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL